Türkiye’de ve dünyada pediatri uzmanlığına ilginin azalması, yalnızca bir meslek tercihi sorunu değildir; çocuk sağlığı hizmetlerinin geleceğini ilgilendiren yapısal bir meseledir. Ağır iş yükü, nöbet yoğunluğu, malpraktis kaygısı, ekonomik dezavantajlar ve akademik motivasyon kaybı bu eğilimin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.

Pediatri, tıbbın en temel ve en insani alanlarından biridir. Çocuğun yalnızca hastalığını değil; büyümesini, gelişimini, ailesini, okul yaşamını, çevresini ve geleceğini birlikte ele alır. Bu nedenle çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı, bir ülkenin sağlık sisteminin en stratejik alanlarından biridir.

Ancak son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada pediatri uzmanlığına olan ilginin azaldığını gösteren dikkat çekici işaretler vardır. Bu durum yalnızca “bir branşın daha az tercih edilmesi” olarak görülmemelidir. Çocuk hekimliğine yönelimin azalması, orta ve uzun vadede çocukların sağlık hizmetlerine erişimini, koruyucu sağlık hizmetlerinin gücünü, kronik hastalığı olan çocukların izlenmesini ve çocuk sağlığı politikalarının niteliğini doğrudan etkileyebilir.

Türkiye’de TUS verileri bu kaygıyı görünür hâle getirmektedir. 2024 yılı ilk dönem TUS sonuçlarını değerlendiren bir çalışmada, pediatrinin en fazla kontenjan ayrılan alanlardan biri olduğu; buna karşın çocuk sağlığı ve hastalıkları kadrolarının önemli bir bölümünün boş kaldığı bildirilmektedir. Aynı değerlendirmede, 2024 ilk döneminde pediatri kontenjanlarının yüzde 52’sinin boş kaldığı ve bu oranın çocuk cerrahisinden sonra en yüksek boş kalma oranlarından biri olduğu belirtilmiştir. 2025 yılına ilişkin haber ve analizlerde de pediatri kadrolarındaki boş kalma oranının hâlâ yüksek seyrettiği, bazı kaynaklarda 2025 için yüzde 42 düzeyinde bildirildiği görülmektedir.

Dünyadaki tablo da benzer uyarılar vermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde pediatri asistanlık programlarının doluluk oranı 2023’te yüzde 97,1 iken 2024’te yüzde 92’ye gerilemiştir. 2024 yılında pediatri programlarına başvuran mezun sayısında bir önceki yıla göre yüzde 6’dan fazla azalma olduğu da bildirilmiştir. Bu veriler, pediatriye ilgi azalmasının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını; çocuk sağlığı insan gücü açısından küresel bir sorun hâline geldiğini göstermektedir.

Neden pediatri daha az tercih ediliyor?

Bu sorunun tek bir nedeni yoktur. Pediatriye azalan ilgi, birçok yapısal ve mesleki faktörün birleşimiyle açıklanabilir.

İlk neden, pediatrinin yüksek iş yükü olan bir branş olmasıdır. Çocuk hastalar erişkin hastalardan farklıdır; yakınmalarını çoğu zaman doğrudan ifade edemezler, değerlendirme aile ile birlikte yürütülür ve klinik karar süreçleri daha fazla dikkat gerektirir. Acil başvurular, yoğun poliklinik yükü, nöbetler, yenidoğan ve çocuk acil sorumluluğu pediatriyi fiziksel ve zihinsel olarak yıpratıcı hâle getirmektedir.

İkinci önemli neden, nöbet ve mesai düzeninin ağır olmasıdır. Genç hekimler artık yalnızca mesleğin akademik saygınlığına değil, yaşam kalitesine, aile yaşamına, öngörülebilir çalışma saatlerine ve tükenmişlik riskine de bakarak tercih yapmaktadır. Pediatri, özellikle eğitim hastanelerinde yoğun nöbet ve yüksek hasta sayısı ile ilişkilendirildiğinde, tercih edilebilirliğini kaybetmektedir.

Üçüncü neden, malpraktis ve şiddet kaygısıdır. Çocuk hastalar ve yenidoğanlar söz konusu olduğunda tıbbi risk algısı çok daha yüksektir. Türkiye’de pediatriye ilginin azalmasını değerlendiren hekim örgütü açıklamalarında ağır çalışma koşulları, nöbetler, ekonomik ve özlük haklarındaki yetersizlikler, şiddet ve malpraktis riskinin öne çıktığı belirtilmektedir. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş da pediatrinin tercih edilmemesinde ağır iş yükü ve malpraktis nedeniyle yenidoğan ve çocuk hekimlerinin ciddi tazminat riskiyle karşılaşmasının etkili olduğunu vurgulamıştır.

Dördüncü neden, ekonomik karşılığın iş yüküyle uyumlu görülmemesidir. Pediatri, çoğu ülkede yüksek emek ve sorumluluk gerektiren ancak gelir açısından bazı diğer uzmanlık alanlarının gerisinde kalan bir branş olarak algılanmaktadır. ABD’de pediatri ve pediatrik yan dallara ilgideki azalmayı tartışan analizlerde düşük gelir, uzun eğitim süresi, eğitim borcu ve yüksek klinik yükün önemli caydırıcı faktörler olduğu belirtilmektedir. ABD’de ailelerin çocuk hekimi bulmakta zorlanmasını ele alan değerlendirmelerde de pediatristlerin bazı diğer uzmanlık alanlarına göre daha düşük gelir elde etmesinin tercihleri etkilediği vurgulanmaktadır.

Beşinci neden, eğitim ortamının cazibesini kaybetmesidir. Bir branşın tercih edilmesinde yalnızca çalışma koşulları değil, asistanlık eğitiminin niteliği de belirleyicidir. Eğitim programları yoğun hizmet yükü altında ezildiğinde, genç hekimler kendilerini iyi yetiştirecek, akademik olarak destekleyecek ve mesleki kimlik kazandıracak bir ortam bulamayacaklarını düşünebilirler. Özellikle eğitici kadrosu yetersiz, hizmet yükü ağır ve akademik üretimi sınırlı merkezler pediatri tercihlerini olumsuz etkileyebilir.

Altıncı neden, tükenmişliktir. Pediatri, yüksek duygusal emek gerektiren bir alandır. Ağır hastalığı olan çocuklar, kronik hastalıklar, ailelerin kaygısı, uzun takip süreçleri ve sistem baskısı hekimlerde tükenmişliği artırabilir. 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada, pediatri asistanlarında kariyer uyum yeteneği ile tükenmişlik arasında güçlü negatif ilişki olduğu; yani kariyer desteği ve uyum kapasitesi azaldıkça tükenmişliğin arttığı gösterilmiştir.

Bu eğilim neden önemlidir?

Pediatriye ilginin azalması, çocuk sağlığı sisteminde birkaç kritik sonuç doğurabilir.

İlk olarak, çocuk hekimine erişim zorlaşır. Özellikle kırsal bölgelerde, küçük şehirlerde ve sosyoekonomik olarak kırılgan bölgelerde uzman açığı daha belirgin hâle gelir. Bu durum koruyucu sağlık hizmetlerini, aşılama danışmanlığını, gelişimsel izlemi ve kronik hastalık yönetimini zayıflatabilir.

İkinci olarak, pediatrik yan dallar daha fazla etkilenir. Çocuk göğüs hastalıkları, çocuk endokrinolojisi, çocuk nörolojisi, çocuk kardiyolojisi, çocuk gastroenterolojisi ve çocuk yoğun bakım gibi alanlar zaten uzun eğitim ve yüksek sorumluluk gerektirir. Genel pediatriye giriş azaldığında, yan dallara ilerleyen hekim sayısı da zamanla azalabilir.

Üçüncü olarak, nitelik sorunu ortaya çıkabilir. Bir alanın tercih edilirliği düştüğünde, eğitim merkezleri boş kalan kadroları doldurmakta zorlanabilir. Bu yalnızca sayısal bir eksiklik değil, eğitim motivasyonu ve akademik dinamizm açısından da risk oluşturur.

Dördüncü olarak, çocuk sağlığı politikaları zayıflayabilir. Güçlü bir pediatri insan gücü; aşı programlarından okul sağlığına, ergen sağlığından kronik hastalık yönetimine kadar pek çok alanda ülkenin çocuk sağlığı kapasitesini belirler.

Orta vadede ne yapılabilir?

Pediatriye ilgiyi yeniden artırmak için yalnızca “daha fazla kontenjan açmak” yeterli değildir. Hatta kontenjan artırımı, çalışma koşulları ve eğitim niteliği düzeltilmeden yapılırsa boş kadro oranlarını daha görünür hâle getirebilir. Bu nedenle orta vadede birkaç somut adım gerekir.

İlk olarak, asistanlık çalışma koşulları iyileştirilmelidir. Nöbet sayıları, nöbet sonrası izinler, poliklinik yükü, acil servis sorumlulukları ve servis işleyişi yeniden düzenlenmelidir. Asistan yalnızca hizmet üreten bir iş gücü olarak değil, eğitim alan bir hekim olarak görülmelidir.

İkinci olarak, eğitim programlarının niteliği güçlendirilmelidir. Her pediatri kliniğinde düzenli yapılandırılmış eğitim, vaka tartışmaları, simülasyon uygulamaları, bilimsel araştırma desteği ve mentorluk sistemi olmalıdır. Genç hekim pediatriyi seçtiğinde yalnız kalmayacağını, iyi yetişeceğini ve mesleki kimlik kazanacağını bilmelidir.

Üçüncü olarak, riskli alanlarda çalışan çocuk hekimleri için malpraktis ve hukuki destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Yenidoğan, acil pediatri, yoğun bakım ve kronik hastalık izlemi gibi alanlarda çalışan hekimler, yüksek riskli kararları bireysel olarak taşımak zorunda bırakılmamalıdır. Kurumsal hukuk desteği, mesleki sorumluluk sigortasının gerçekçi limitlerle düzenlenmesi ve iyi işleyen klinik rehberler bu kaygıyı azaltabilir.

Dördüncü olarak, mali ve özlük hakları iş yüküne göre yeniden değerlendirilmelidir. Pediatri, yalnızca poliklinik sayısıyla ölçülebilecek bir branş değildir. Aile görüşmeleri, gelişimsel değerlendirme, kronik hastalık takibi, koruyucu hekimlik ve danışmanlık emeği görünür kılınmalıdır. Performans sistemleri, çocuk sağlığı hizmetinin niteliğini destekleyecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır.

Beşinci olarak, pediatri rol modelleri görünür hâle getirilmelidir. Tıp öğrencileri pediatriyle yalnızca kalabalık servislerde ve yorgun asistanlar üzerinden karşılaşırsa bu alanı seçmek istemeyebilir. Oysa pediatri; bilimsel üretim, toplumsal etki, ailelerle uzun soluklu bağ kurma ve çocuğun geleceğine dokunma imkânı sunan çok güçlü bir alandır. Bu yönün öğrencilere erken dönemde gösterilmesi gerekir.

Uzun vadede nasıl bir vizyon gerekir?

Uzun vadeli çözüm, pediatriyi sağlık sisteminin merkezine yeniden yerleştirmektir. Çocuk sağlığına yapılan yatırım, yalnızca bugünün hastalıklarını tedavi etmek değildir; geleceğin erişkin sağlığını, eğitim başarısını, üretkenliğini ve toplumsal refahını da etkiler.

Bu nedenle ülkelerin çocuk sağlığı insan gücü planlaması kısa dönemli kontenjan hesaplarıyla değil, 20-30 yıllık nüfus, hastalık yükü, göç, kronik hastalık ve bölgesel eşitsizlik projeksiyonlarıyla yapılmalıdır. Hangi bölgede kaç çocuk hekimine, kaç çocuk yan dal uzmanına ve kaç akademik eğitim merkezine ihtiyaç olduğu bilimsel verilerle belirlenmelidir.

Ayrıca pediatri eğitimi, yalnızca hastane merkezli değil, toplum ve dijital sağlık temelli yeni bir yapıya kavuşturulmalıdır. Çocuk hekimleri gelecekte aşı tereddüdü, dijital medya etkileri, obezite, çevresel sağlık riskleri, kronik hastalıklar, göçmen çocuk sağlığı ve yapay zekâ destekli sağlık sistemleriyle daha fazla karşılaşacaktır. Bu nedenle pediatri uzmanlık eğitimi de bu yeni dünyanın ihtiyaçlarına göre güncellenmelidir.

Bir diğer uzun vadeli adım, pediatrik yan dalların cazibesini artırmaktır. Uzun eğitim süresi, yüksek sorumluluk ve düşük ekonomik karşılık bir araya geldiğinde genç hekimlerin yan dallardan uzaklaşması kaçınılmazdır. Çocuk göğüs hastalıkları, çocuk yoğun bakım, çocuk acil, çocuk nörolojisi ve çocuk endokrinolojisi gibi alanlarda sürdürülebilir insan gücü planı yapılmalıdır.

Son olarak, pediatri mesleğinin itibarı güçlendirilmelidir. Çocuk hekimi, yalnızca reçete yazan bir klinisyen değildir. Çocuk hekimi; koruyucu sağlık uzmanı, aile danışmanı, gelişim izleyicisi, toplum sağlığı savunucusu ve çocuğun haklarını koruyan bir profesyoneldir. Bu mesleki kimlik hem sağlık sistemi içinde hem de toplumda daha görünür olmalıdır.

Sonuç

Pediatri uzmanlığına azalan ilgi, geçici bir tercih dalgalanması olarak görülmemelidir. Bu eğilim; çalışma koşulları, ekonomik beklentiler, malpraktis kaygısı, eğitim ortamı, tükenmişlik ve mesleki gelecek algısı ile yakından ilişkilidir.

Çözüm, yalnızca daha fazla kadro açmak değildir. Çözüm; pediatriyi yeniden cazip, güvenli, nitelikli ve sürdürülebilir bir kariyer alanı hâline getirmektir. Çocuk sağlığının geleceği, bugün pediatriyi seçen genç hekimlerin motivasyonuna, eğitimine ve meslekte kalma isteğine bağlıdır.

Çocukların iyi hekimlere ihtiyacı var. İyi hekimlerin de güçlü, adil ve destekleyici bir pediatri sistemine ihtiyacı var.